


Dünya Kupası’na Erken Vedanın Ardından Konuştuklarımıza Bir Bakın;
Sorumluluk almak isteyen, özeleştiri yapmak isteyen bir tek kişi yok. O beğenmediğimiz (!) Suudi Arabistan Federasyonu başkanı bile elenmelerin ardından istifa etti mesela. Çünkü sorumluluk sahibi insanlar ne yaptıklarının da ne yapamadıklarının da farkındadır. Bizde ise TFF Başkanı üstüne toz kondurmuyor. Başarısızlığı “Takdir-i İlahi” olarak açıklıyor. Dahası futbolcuları motive etmek için ne kadar çok para verdiklerini söyleyerek ellerinden geleni yaptıklarını belirtiyor. FIFA’nın verdiği 14 milyon doları 16’ya tamamlamış ve futbolculara turnuva öncesi dağıtmış. Bununla da yetinmeyip futbolculara Bodrum’da yapacağı villalardan da birer tane verecekmiş.
BİZ NE İLE SINANIYORUZ BÖYLE?
TFF Başkanı’nın işi villa yapıp dağıtmak mı? Kendisi inşaatçı mı yoksa futbolun yönetilmesinden sorumlu kişi mi? Bir kere o prim diye dağıtılan 16 milyon dolar hiç de az bir para değil. O para pekâlâ ülke futbolunun yararına kullanılabilir. Ha bir de anımsarsanız geçmişte Millilere “cip” hediye etme olayı vardı şimdi “villa”. Bu bir gelişme mi bilemedim (!)
Geçtim manevi değerini, futbolcu için Milli Takım’la dünya vitrinine çıkmak zaten başlı başına bir değer artırma olayı. Bu yüzden menajerler kendi oyuncularını takıma sokmak için ta otel odalarına gelip baskı kuruyorlar. Transfer görüşmeleri yapıyorlar.
Milli Takım kampında yapılan bu tarz uygunsuz işlerin takımın genel bütünlüğünü, disiplinini bozmasına dahası teknik direktörün otoritesinin zedelenmesine yol açacağı ortada. Peki tüm bunlara nasıl müsaade edildi? Sonra diyoruz ki başarısız sezon geçirmiş bazı oyuncular kadrodayken neden başarılı bazı oyuncular ne yapsa kadroya giremiyor? Ve sonunda perde biraz aralanınca bazı sorular da cevaplarını buldu. Perde tümüyle açılsa daha neler çıkar ortaya düşünmek bile istemiyorum.
Tüm bunlar olurken ve türlü türlü dedikodular ayyuka çıkmışken insanlar doğal olarak ciddi bir açıklama bekledi futbolun başındaki insandan. Ama TFF Başkanı bir basın toplantısı yapmak ve kamuoyunu aydınlatmak yerine özel röportaj vermeyi tercih etti. Yani bu ülkede işlerin kurallarına göre adilane değil de ahbap çavuş ilişkileriyle yürüdüğünü bir kez daha teyit etmiş oldu. Konumuz paraysa kafamı karıştıran bir başka konu da Dünya Kupası nedeniyle etrafımızı saran sponsorlar ve reklam furyasıydı. Bu konuda nasıl bir yol izlendi? Kimin ne kârı oldu? Milli Takım ismi ve arması kaç paraya pazarlandı? Bu takım hepimizin takımıysa hepimizin de bu soruların cevabını bilme hakkı var.
Cumhuriyet












